Home / Her Şeyin Şarkısı / Eveti Hayırı Bırak Yaklaşan Felakete Bak

Eveti Hayırı Bırak Yaklaşan Felakete Bak

Eveti hayırı bırak yaklaşan felakete bak

1872 yılının kurak ve bulutsuz bir Aralık gününde, Arizona Eyaleti’nin Salt Nehri Kanyonu’ndaki ulaşılması güç bir mağaradan, çığlıklar ve barut kokusu yükseliyordu gökyüzüne. ABD Ordusu tarafından gerçekleştirilen katliamda, mağaraya sığınmış çoğu çocuk ve kadın toplam 76 Yavapai Kızılderilisi’nden hiçbiri sağ çıkamayacaktı. Kanyondan 13 km uzaklıktaki küçük bir yerleşimde yaşayan köylülerin anlattığına göre; mağaradan yükselen çığlık sesleri kendilerine kadar ulaşmıştı.

Yavapai Kızılderilileri kendileri için böylesi bir son beklemiyordu elbette. Zira devletle yaptıkları akit gereği kendilerine dokunulmayacaktı. ABD ordusu Yapavai bölgesinde kontrolü ele alıncaya kadar resmi bir akitle yerlileri oyalama taktiği izliyordu. Yerliler bu akdin “koruyucu” şemsiyesi altında olduklarını düşünerek, devletten ne koparırız, nasıl topraklarımızı ve yaşamımızı en az zararla kurtarırız derdindeydiler.

Yavapailer ordu birlikleriyle istişareler yapıp, çıkacak yeni bir kararnameyle her şeyin düzeleceğini umut ediyordu. Ne yazık ki öyle olmadı. Devletin oyalama taktiği yerlilerin anlayamayacağı bir sinsilikteydi. Yavapailer resmi evrak ve kararnameler gölgesinde oyalanırken ordu birlikleri çoktan bölgeyi ele geçirmişti. Sonrası malum…

Bu oyalama taktiği farklı zamanlarda farklı coğrafyalarda devletlerin ve sağın sıkça uyguladığı bir yöntemdi. 1921 İtalya’sında Musolini’nin yumuşak söylemlerini ve seçimleri işaret edişinin altında yatan sinsi aldatmacayı hatırlayalım. Sosyalistler seçimler için hazırlık yaparken faşist “kara gömlekliler” tüm ülkede silahlanıyordu. Sonrası malum…

Yine İran’da, şah yönetimine karşı mücadele eden sol, “devrimden” sonra, gerici bloğun oyalama taktiğinin kurbanı olacaktı. Bu taktiğin baş unsuru da seçimler ve benzeri kampanyalardı.

1 Nisan 1979’da Humeyni, “İslam Cumhuriyeti’ne evet mi hayır mı?” referandumu yaptı. Sol bu süreçte tüm uğraşını seçimlere vermişti. Bir süre sonra Humeyni, ‘yargı atamalarının yapılmasını öngören oylama’yı yapacaktı. Sol, yine oylamada sonuç almayı hedefleyen hamleler yapıyordu ve tüm kudretini bu alanlarda ‘heder ediyordu’. Oysa Humeyni ve mollalar tüm bu süreçler boyunca ‘sol’u oyalıyor ve bir yandan da nüfuzunu arttırarak ülkenin her noktasında örgütleniyordu. Nihayetinde “İslam Kültür Devrimi” oylamasına geçildi ve solcular bu seçimlerden sonra aldatıldıklarını, oyalandıklarını anladırlar, ama iş işten geçmişti…

Mollalar istediklerini başarmışlardı. Sol, tüm bu süreçler boyunca seçim kampanyalarıyla uğraşmıştı. Bir anlamıyla solun tüm enerjisi bu süreçlerde emilmişti ve bu sayede mollalar iktidarı fazla zorlanmadan tam olarak ele geçirdiler. 1982 yılına gelindiğinde ise artık İran’da solun ve özgürlüklerin esamisi okunmuyordu. Geriye yüz binlerce mahkûm ve yaklaşık 2 milyon ölü kalmıştı.

Solun gerçeği göremeyecek kadar kör oluşunun altında yatan neden, seçimlere ve oylamalara büyük anlamlar yüklemiş olmasıydı.

Seçimlere ve oylamalara büyük anlamlar yüklemek, sanılanın aksine pek de mantıklı bir davranış değildi. En nihayetinde oylama ile elde edilmiş bir seçim demek, çoğunluğun istekleri ve doğrularına göre geliştirilen bir dizaynı kabul etmek demekti.

Seçim denen parametreyi sorgulamamıza neden olan şey de tam olarak burada karşımıza çıkıyor. Çoğunluğun istek ve doğruları, kabul edilebilir bir ölçüt taşıyor mu? Ya da çoğunluğun doğruları ne kadar doğrudur? Yani bir şeyi doğru yapan, onun çoğunluk tarafından kabul edilmiş olması mıdır? Toplumlar tarihi bu sorulara olumsuz yanıtlar vermemiz için bir dolu örnekten oluşuyor.

Sağın iç savaş arifesindeki en temel yöntemlerinden biri, solu kandırmak ve bir şekilde tüm bu iç savaşa giden süreçler boyunca oyalamaktır. Bu süreçlerde sağ ve faşizm silahlanırken, sol, seçim ve oylamalarla, envai kampanyalarla, sistem içi yöntemlerle sürüncemede debelenir. Beyhude bir uğraş içinde hem gücü ve direnci emilir hem de gerçek karşılaşmaya hazırlık yapmasının önüne geçilir. Sıradan vatandaş bu gerçeği göremez.

Bugün Türkiye’de, başkanlık sistemi etrafında dönen “evet-hayır” tartışmaları da böylesi bir eksende yürüyor. Sol, burada “hayır”ı kesin bir çözüm olarak görüyor. Bu yüzden de “hayır”dan ya da “evet”ten sonrasına dair elinde hiçbir reçete yok. Sol, tüm paradigmasını “hayır” üzerine kurmuş durumda. Ama “hayır”dan sonrasına dair söylediği tutarlı hiçbir şey yok. Üstelik hayırdan sonrası için bir cennet tablosu çizecek kadar da sığ bir noktada.

Hatırlayın 7 Haziran seçilerinden önce de HDP’nin yüzde 10 barajını aşması durumunda 8 Haziran’da güllük gülistanlık bir ülkeye uyanacağımız safsatası pompalanmıştı kitlelere. Oysa ortalama zekâya sahip herkes bu kadar palazlanmış bir iktidarın meydanı kimseye bırakmayacağını öngörebilirdi. Bugün, “evet-hayır” ekseninde yürüyen sol politika ve propaganda da yine aynı hataya düşüyor ve kitleye “hayır” çıkması durumunda neredeyse bir cennet vaat ediyor.

Bu kadar palazlanmış, kadrolaşmış ve tüm devlet aygıtlarını elinde tutan bir anlayışın, oylamadan “hayır” çıktı diye elini eteğini çekeceğini sanmak yanlış olur. Şu anda bile keyfi uygulamalarla anayasal ve/veya hukuki hiçbir zemini tanımayan bir iktidarın; kendisi için “ölüm kalım meselesi” demek olan bir oylamanın sonucunu anayasal ve demokratik sınırlar içinde kabulleneceğini beklemek, kelimenin en kibar anlamıyla saflık olur.

Şurası kesin, oylamadan “evet” çıkması halinde, kendimizi felaket girdabının tam ortasında bulacağız. Ancak biz o girdabın güçlü akıntısına kapılalı çok zaman oldu. Felaket kaçınılmaz ve geri dönülemez bir noktadayız. Girdabın merkezine doğru olan ilerleyişimizi durduracak hiçbir şey yok. Buna “hayır”ın gücü de yetmez.

Referandumdan “evet” de çıksa “hayır” da çıksa önümüz karanlık, çok zor günler bizi bekliyor. Milyonlarca gerici ile birlikte yaşıyoruz. Hilafet, saltanat, şeriat isteyen milyonlar var bu ülkede. Oylama sonucunun “hayır” çıkması bu gerçeği değiştirmeyecek.       

Bu anlamıyla salt başına “hayır” kampanyası, direnme potansiyeli olan kesimleri beyhude bir çaba içine itiyor ve bu kesimleri pasivize ediyor. Gereksiz bir umut aşılıyor sol yığınlara. Adeta olmayacak duaya âmin dedirtiyor.

Kimse kendisini kandırmasın. Bu topraklarda potansiyel sağ ve gericilik AKP ile hortlamadı ve AKP’nin gidişi ile de gidecek gibi görünmüyor. Burada AKP’nin ve Erdoğan’ın sağ yığınlar üzerindeki etkisini yok saymıyoruz elbet. AKP iktidarı sağ potansiyelin siyasallaşmasını hızlandıran bir faktör oldu. Ancak bu mevcut potansiyel açısından bir anlam ifade etmez.

Sağın kitle profili değişmez. Bu profil olaylar arasındaki neden sonuç ilişkisini anlamlandırmak yerine, sığ bir cehaletle örülmüş ajitasyona teslim olur. Bu anlamıyla sağın kitleselleşmesi ve siyasallaşması sola nazaran çok daha rahat ve hızlı olur.

Hayatın her alanında örgütlenmiş komplike bir yapıdan bahsediyoruz. Sadece devlet içinde değil, kitleler içinde de çok derinden işlemiş bir yapı. Ve bahsini ettiğimiz bu kitle, çok rahat bir şekilde sokaklara sürüklenebilecek karakterde.

Bugün siyasallaşma had safhadadır sağda. Ve sağın dozajı yüksek siyasallaşması her zaman silahlanmayla at başı gider. Ülkedeki bireysel silahlanma oranında bile sağın ezici bir üstünlüğü var. Bu, karanlık bir gelecekle karşı karşıya olduğumuzun en basit göstergesidir.

Maraş’ta kundaktaki bebeği ortadan ikiye ayıran kişinin davranış örüntüsüne sahip milyonlar var bu memlekette ve daha örgütlü ve güçlüler şu anda. Böylesi bir gelenek, bu topraklarda güçlü bir damara dayanır. Ve bu damar temel bir potansiyele işaret ediyor. Bu potansiyeli, sağ siyasallaşma açığa çıkarır ve potansiyel, gerçeğe döner. Bu gerçekler bu topraklarda defalarca yaşandı. Ancak solun genel karakteridir, hatalardan ders çıkaramaz.

Referandum nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın, sağın temel davranış eğilimi şu yönlü olacaktır: Önce “milli ve manevi değerlerimize ters” diye yasaklar başlayacak, sonra “milli ve manevi değerlere ters” olduğu düşünülen her şey yok edilmeye çalışılacak; insan dâhil… 

Niyetim felaket tellallığı yapmak değil, ancak Yavapai Kızılderililerinden, İran soluna, ortak bir kadere bağlıymış gibi hareket eden bir sol var karşımızda. Tarihe bir not düşmektir derdim; umarım tarih beni haklı çıkarmaz ve biz, ‘seçim’di ‘hayır’dı derken, atı alan Üsküdar’ı geçmez…

Serhat Halis 05.02.2017

About Serhat

Check Also

“Baskın Oran” Keşke Bir Ekonomi Terimi Olsaydı

“Baskın Oran” Keşke Bir Ekonomi Terimi Olsaydı Bugün, “evetçiler-hayırcılar” biçiminde kutuplaşmış olduğunu gördüğümüz geniş yığınların …

28 comments

  1. Bence yazıda eksik var… Var olan, yapılan şeylerin yanlış ya da eksik olduğu yazılmış. Eleştiri yerine birşey konduğunda işlevli olur. Bu yazı: yapılan sol eylemliliklerin yerine birşey koymalıydı…

    • Evet, yazı bazı gerçekleri işaret edip bizleri uyarıyor; fakat ne yapılabileceğine ilişkin bir takım önermeler de içermiş olsaydı yapıcı bir işleve sahip olabilirdi. Ben “Hayır” çıkması durumunda muhalif çevrelerin ve elbette solun konsolide olup örgütlü bir eyleme geçmek için enerji toplayabileceklerini sanıyor, daha doğrusu umuyorum.

  2. Laik Cumhuriyet Yıkıcısı Kaçak ve de Haram Saraylı Reis’in kanun peçesi ardına saklanmasına izin vermeyelim, tabiî ki.

    Bütün imkânlarımızla “HAYIR”ları çoğaltalım.

    Fakat unutmayalım ki sonuç ne çıkarsa çıksın onun suçu sabittir…

    #Hayır

    https://goo.gl/LBqn9Z

  3. Nerdeyse hiçbirşey yapmayın.Nasılsa başınıza gelecek olanlar kaçınılmaz,kaderinize razı olun diyen bir yazı.Tamam herkes yanlış yapıyor.E bizahmet ne yapılması gerektiğinide söyleseydin.

  4. Sizce sağın silahlaniyor olmasının üzerinde durması yeterince yol göstermiyor mu

    • aynen, bir şeyler konulmuş bir şeylere işaret etmiş tüyo var bu yazıda ama anlayana sadece kuzu gibi vatandaş edasıyla sandığa çocuklar gibi koşarak oy vermeye gidecek sözde sol yığınlar bunlar o kadar çoklar ki …

  5. Yazarın haklılığı beni susturdu.

    Fakat hayırdan iyilik bekleme yanlışına düşmemek gerektiği gerceginide bilelim. tabiki hayır diyecegiz. Fakat burda güçümüzü denedigimizi iktidarada seni oraya gömeceğiz. Ayaka kalkarkende haberin olsun seni bu halinle de bırakmamak gerektiğinin altını çizmemiz gerekiyor.

    seçimden sonrada öncede varlığımıızı ve hazırlığımız olmalı sonradan hazırlıksız yakalandık yenile yenile yenecegiz dememek için hazırlıklarımız olmak zorunda.

    • evet veya hayır bu seçimden çıkacak hiçbir sonucu hayra yormamak qerekir çünkü tamanen saflık olur bu ve yazıda da tam da üstünde duruldugu qibi ülkede kan isteyen milyonlar var. Bu qerici zihniyet oldqu sürece sürece…

  6. Solun karakterinde cozum onerinizi de alabilir miyiz? Hayir sonrasi ne yapilmali?

  7. Yazı başlı basına doğru. 15 yıldır ülkeyi istediği gibi yöneten ve bu süreç boyunca işlediği suçların farkında olan bır kişi ve taraftarının kaderlerını ne sonuç çıkacağı pamuk ipliğine bağlı olan bir evet hayır oylamasına bırakacağı gerçekçi gelmiyor. Kaldı kı 7 haZıranda ıktıdarlarını paylaşmamak için herşeyi yaptılar istedikleri sonuç kasım da da çıkmamış olsaydı daha fazlasını yapacakları aşikardı. En basit bir örnek de Avrasya tüneli isim oylamasında istedikleri isim çıkmayınca anketi iptal ederek var olan ismiyle kalmasını sağladılar. Sürekli milli iradeden bahseden bir yapının o iradenin kendi istegi doğrultusundan karar veremediğin de umurlarında bile olmuyor. Ayrıca gectıgımız günlerde eski bakan Yalçın Akdoğan’ın evet çıkmazsa darbe olur sözleri sonucun hayır olarak çıktığında neler yapacaklarının dile vurumudur bence

  8. Oylar bana. Fuck’em all to death!

  9. Okumanızı tavsiye ederim… Alternatif var da işimize gelmeyince yok deyip geçiyoruz” yorumcu” arkadaşlar.

    http://ikk-online.org/tkpml-mk-fasist-diktatorlugun-giymeye-calistigi-yeni-gomlegi-baskanlik-halk-oylamasi-ile-degil-halkin-mucadelesiyle-durdurulur.html

  10. Durum tesbiti tamam da çözüme dair bir cümle olsaydı

  11. Salih Kıyıcık

    Marxist felsefeyi benimsemiş solcular “evet” demeli. Sosyal siyaset bir bilim ise toplumsal gelişim bu evet’ten sonra oluşabilir ancak.

  12. Yahudi her gun Allah”a yalvarir piyangodan buyuk ikramiye ister ama birvturlu cimrilikten piyango almazmis…AKP ve RTE den kurtulmak isteyen yiginlar da ayni durumda..Akp neden bu kadar basarili diye hic dusumez..sadece sandikta oy verir. Olkumus ama cahil, Emekci ama sendikasiz, Politik ama Orgutsuz….sonuc malum. SURUDEN AYRILANI KURT BIR SEKILDE KAPAR.. Chp, Mhp, Vatan partilerinde de orgutlenip gerektiginde bunlarin karsisina orgutlu bir sekilde durabilmek gerekir. Orgutsuz iseniz bir hicsiniz.

  13. ENVER GÜLCAN-EM.OR.YÜK.MÜH.-BOLU.

    SAYGIDEĞER DOSTLARIM.İSLAMİYETTE ESAS OLAN,AHLAK OLMALI.NAMAZINI,NİYAZINI YAPAN NİCE HIRSIZ,ARSIZLAR GÖRDÜM.ONLARIN İBADETLERİ KABUL OLURMU DERSINIZ?.,
    YÜCE MEVLAMIZIN,BİZLERE GÖNDERDİĞİ KURAN I KERİM İMİZİN TÜRKÇE MEALİNİ DE MUTLAKA OKUYUNUZ.ZATEN YÜCE KİTABIMIZ IN İLK KELİMESİ,OKU DEĞİLMİ.
    BAŞKA DİYECEK SÖZÜM YOKTUR.
    68 YAŞINDA ,YAPAY AORTLA UZATMALARDAN SİZLERE MESAJ IM ŞUDUR. DOĞRULUKTAN,DÜRÜSTLÜKTEN,ADALETTEN,İNSANLARA VE HERKESE SAYGILI OLMAKTAN AYRILMAYINIZ.MENFEAT İÇİN DEĞİL,ALLAH RIZASI İÇİN.SAYGILAR,SEVGİLER.ANLAYANA SAZ,ANLAMAYANA DAVUL,ZURNA AZDIR.

  14. Muhteşem ve doğru tespitler… Çözüm önerisi konusundaki eleştiriler bu yazıya haksızlık bence. Çözüm önerisi yok diye insanları aydınlatılmasın mı? Bilgilendirilmesin mi? Bir soru işareti bile uyandırsa, üzerinde birazcık düşündürse bu bile katkıdır. Başka yazılarına bakayım dedim, yok. Daha çok yazsa keşke. Uzun zaman sonra ilk defa böyle sağlam bir yazı okudum.

  15. Gerçek sol ya da bilinçli yurttaş, elbette “Hayır”ı kesin bir çözüm olarak görmüyor.

    Bugünkü koşullarda kitlelerin “Hayır”da parıldayacak olan demokrasiden yana gücünün örgütlenme deneyimi asla küçümsenmemeli ve bu deneyime gölge düşürülmemeli! Bu deneyim süreç içinde daha büyük girişimlerin de bir başlangıcı olabilir.

  16. Bu harika bir yazı. Uzun süredir kategorik olarak analizini yapmaya ve yazısını yazmaya çalıştığım bence ülkecek en büyük bu sorunumuzu siz su gibi yazıp duygularıma tercüman olmuşsunuz. Bunun üzerine bir şey yazmaya gerek yok. Gerekirse deliler gibi bir kartona yazar, boynumdan asar üzerimde taşırım.

  17. Sayın yorumcular yazının belirttiği hususları hepimizin biliyor olmamız gerekir. Defalarca yazılan şeyler birdaha yazılmış. Zararı yok. Örgütleninden başka öneride çıkmıyor. Serhat arkadaştan da öneri çıksaydı, ya peygamber olurdu. Ya da lider.

  18. Yazarin tesbitlerinde dogruluk payi yüksek tahminler var.Ancak tarihi olaylari kendi ozgun kosullarinda degerlendirmek gerekir.Siyaset siz istemeseniz de kendine has mecrasinda akar..Aşiri sagin, irticain, faşizan örgutlenmelerin ne kadar curetkâr olduklari bilinmez degil.Ancak silahli kalkişmalarin buna başvuracaklara da ne kadar zarar vereceklerini kimse tahmin edemez.Kuvvet savaş cikarmaya yetseydi, nukleer guce sahip devletlerin coktan birbirine girmesi gerekirdi.Bunu onleyen bir denge var.Uretimin gucu kimde ise ona sahip olanlarin birlik ve beraberlik icinde olmasi gerekiyor.Akli basinda herkes, asiri sagin niyetleri karsisinda tahrik olmadan tedbirlerini hukuk ve sosyolijik kurallar cercevesinde almalidir.Aksi yonlendirmeler suc sayilabilecek fiillere goturur..Dinamiklerin geriye donulemez esigi asmis oldugu bana gore dogru degil..
    Ayrica ic politikanin dis politika dengelerinden âri ve bagimsiz olmadigini bilmeliyiz.Hic bir guc jafasina ve cikaruna gore pervasiz olma luxune sahip degil..Yine de kabul edelim ki tehlike butuk ve kapidadir..Zira cok dogru tesbit edildigi gibi cehalet ile bilgelik arasindaki fark hic olmadugi kadar acilmistir..

  19. Deniz Ulaş İnan

    Halkımız tarihin hiçbir döneminde demokrasi mücadelesi vermedi. Eğer tersi olsaydı bugünleri yaşamaz, demokrasi denen olguyu çoktan içselleştirip sindirmiş olabilirdik. Ve şimdi belki de bu anlamda bir ilk için sona bu denli yaklaştık. Bu son, aslında bir bakıma yeni bir başlangıç.
    Maalesef yine arkadaşı arkadaşa, komşuyu komşuya, her gün yüzyüze bakan insanları birbirine kırdırmak için yeni bir tezgah kurgulandı.
    Yalnız bence bu sefer iki fark var; birincisi öncekilerde hep bir üçüncü el vardı, fakat şimdi durum öyle değil kanımca.
    Son iki yıldır özellikle artan düpedüz kendi halkına düşmanlık ve kendisi gibi düşünmeyeni ortadan kaldırmak,ezip bir daha başını kaldırmaması için büyük bir kararlılık (gözü dönmüşlük) var. Evet, bu da ikinci farktı.

    Yazarın tespitlerine tamamen katılıyorum. Kesinlikle felaket tellallığı olarak görmemekle birlikte, asıl böyle düşünenlerin iyimserliği ve sakinliği korkutucu. İşte sonumuz olacak şey.

    Dünya bir sahne ise, ki bana göre böyle; o halde iyi olmaktan ziyade iyi oynamak gerekli. Çünkü iyi olanlar değil, iyi oynayanlar kazanacak. Oyunun kurallarını savaşmak zorunda kaldıklarımız koyuyorsa ve bizlerin gücü,aklı,yeteneği bunu değiştirmeye yetmiyorsa, artık bazı şeyleri değiştirmeye çalışmaktan çoktan vazgeçmiş olmamız gerekir. Onurlu ve dik bir şekilde hayatta kalma savaşı vermeliyiz. Onursuzca ölü taklidi yapan bir canlı olmaktansa… böylesi hepimize iyi gelecektir.

    Saygı ve sevgilerimle.

  20. Yazıda bir çok doğru nokta olmakla beraber bunu tüm Türkiye’nin meselesi değilde sadece solun meselesi olarak göstermek yazıda yapılan en büyük hata , yazıda devamlı sağ sol ayrımı yapılmış. Burada söz konusu 70’lerdeki gibi bir sağ sol siyasi çatışması değil, rejimin değiştirilmesi meselesidir. Romantik solcu muhabbetlerine devam edildiği sürece de kaybeden taraf biz olacağız. Sağın tamamını siyasal islamcı kesim ile aynı kefeye koyamayız, bu referandumda onlarında çok büyük etkisi olacak. Türk sağının önceden yediği haltlar şu an önceliğimiz değildir.
    70’lerde sol ile çatışan ülkücü kesim, kendilerince yine Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti için komünizme karşı savaşıyorlardı. Bu dönemde yapılan zorbalıkları hoş gördüğüm anlamını çıkarmayın bu söylediklerimden,sadece bu kesimin dinamiklerinin siyasal islamcılardan farklı olduğunu anlatmaya çalışıyorum.
    Hran Dink’in katillerine şarkı yazan adam bile bugün Bahçeli için adam sanmıştım değilmişsin diye şiir okuyor.
    Özetle MHP tabanı bu referandumda oldukça önemli bir rol oynayacak. Heleki İran gibi, kızılderililer gibi örnekler günümüz Türkiye’sinin durumunu analiz etmek için hiç uygun değil.

  21. Felaket tellallığından başka bir şey kaymaya BOŞ bir yazı. Madem bir teziniz var o zaman NELER yapılabileceği yönündeki değerli önerilerinizi de okuyabilseydik keşke. Bu şekliyle katliam planlayıcısı SAĞ ın algı operasyonşarına hizmet etmiş olmuyor musunuz??

  22. 70 yasin üzerinde olan kisiler varsa 1959+1962 olaylarini yasayanlar 1974 hükümet ana yasasini bilenler devletin idersini hatirlayanlar varsa yazilan bütün olasiliklari tatisiriz Olay su evet de ciksa hayirda ciksa devletin gidisati karanlik halkin söz hakkini ellerinden almak son osmanli rejimini geri getirip hanedanligi kurmak;

  23. YAPACAK BİR ŞEY YOK. 20 YILDIR AŞAMA AŞAMA OYUNUN BÜTÜN TAŞLARI YERLEŞTİRİLDİ. ARTIK ÇOK GEÇ. HEPİMİZE GEÇMİŞ OLSUN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir